16 Aralık 2007 Pazar

Ağlamak



Çok ağlayan bir insan değilimdir, hatta en son ne zaman ağladığımı hatırlamak için uzun bir süre düşünmem gerek.

Hastalık değil ki bir kere ağlayınca bağışıklık kazanasın, bir daha ağlamayasın.

Bir evsiz görüyorsun sokakta, marketten bir şey mi çalmış artık neyse, yaşı da epey ilerlemiş, üzerinde kim bilir kaç yıldır giydiği eski püskü bir mont bu soğuk havalarda ısınmaya çalışıyor ve görevlilerden fırça yiyor. Abi ben bir şey almadım diyor, almıştır belki, kim bilir ama gözleriniz ellerine takılıyor işte. Simsiyah olmuş, soğuktan, pislikten. Başlıyor ağlamaya.

İşte o anda tutamıyor insan kendini, bir sokak ileri geçiyor. Önce göz yaşları geliyor, sonra hafiften hıçkırık sesleri çıkıyor ağzından. Hayat ne boktan lan diyorsun, adama acıyorsun, kaptırıyorsun kendini, kendi hayatına küfrediyorsun. Ben oynamıyorum abi diyorsun. Nereye oynamıyorsun anasını satayım. Bir süre geçince inanılmaz bir rahatlama. Etrafına bakınıyorsun ve az önce deliler gibi ağlayan sen değilmişsin gibi hayatına devam ediyorsun.

Hiç yorum yok: